Coğrafya Doğadaki Ekstrem Olaylar

Coğrafya Doğadaki Ekstrem Olaylar

A. DOĞANIN EKSTREMLERİ
Doğayı oluşturan unsurlar arasında mükemmel bir dayanışma ve denge vardır. Yeryüzündeki okyanuslar, denizler, göller ve akarsulardan buharlaşan sular atmosfere karışarak bulutları oluşturur. Rüzgârlar bulutları atmosferin değişik bölgelerine taşır. Bulutlar içindeki su buharının bir bölümü yoğuşarak yeryüzüne yağış olarak düşer. Düşen yağışın bir bölümü yer altına sızarak yer altı sularına karışır. Bir bölümü yeryüzünde akarak göllere ve denizlere ulaşır. Bir bölümü de buharlaşarak tekrar atmosfere karışır. Kısaca doğa olayları normal sürecine devam eder. Ancak bazen bu
sürecin dışında anormal doğa olayları görülebilmektedir. Bu tür doğa olaylarına ekstrem olaylar denir. Ekstrem doğa olayları doğal süreçler üzerinde önemli etkilere sahiptir.
1. Klimatolojik Karakterli Ekstrem Olaylar
a. Ekstrem Sıcaklıklar
Yeryüzünde normal seyreden sıcaklık değerlerinin bazı dönemlerde belli bir süre aşırı yükselmesi ya da düşmesi doğal çevreyi olumsuz yönde etkilemektedir. Bugüne kadar yeryüzünde yapılan sıcaklık ölçümlerinde en yüksek hava sıcaklığı, Libya’nın El Azizias kentinde 13 Eylül 1922 tarihinde 57 °C olarak ölçülmüştür. Yine yeryüzünde en düşük hava sıcaklığı, Antarktika Kıtası’ndaki Rusya’ya ait Vostok araştırma istasyonunda 21 Temmuz 1983 tarihinde –89,2 °C olarak ölçülmüştür. Hava sıcaklıklarında belli bir süre görülen ekstrem durumlar doğal çevre üzerinde kuraklık, toplu canlı ölümleri, su kaynaklarında donma ya da aşırı buharlaşma, üretim faaliyetlerinin aksaması gibi olumsuz etkilere yol açmaktadır.
b. Şiddetli Rüzgârlar ve Fırtınalar
Yeryüzünde şiddetli rüzgârların en yaygın görüldüğü bölge tropikal kuşaktır. Bu kuşakta görülen tropik fırtınalar sonucunda büyük bir enerji açığa çıkmakta ve okyanustan geldiklerinden şiddetli yağışlar oluşmaktadır. Örneğin, ABD’de 7 Eylül 2008 tarihinde görülen İke kasırgası Teksas’ta binlerce evi su altıda bırakmış, yollar kapanmış ve bini aşkın noktada yangın çıkmıştır. 180 kilometre hıza ulaşan kasırga 7 metrelik dalgalara neden olmuştur.


2. Jeolojik ve Jeomorfolojik Karakterli Ekstrem Olaylar
a. Tsunami
Şiddetli depremler ya da volkanizma faaliyetleri sonucunda okyanus tabanlarında kırılan yer kabuğu levhaları büyük dalgalara neden olur. Saatteki hızı 800 km’ye kadar ulaşan bu dalgalara tsunami adı verilir. Bu dev dalgalar ulaştıkları kıyılarda büyük tahribata neden olur. Örneğin, 2004 yılının Aralık ayında Endonezya’nın Sumatra Adası açıklarında meydana gelen
9 büyüklüğündeki deprem etkisi çok geniş bir alanda hissedilen tsunamiye neden olmuştur. Endonezya’da tsunami altında kalan yerleşmelerdeki binlerce kişi hayatını kaybetmiştir. Kıyı çizgileri değişmiştir.

b. Depremler
Depremler yer kabuğu hareketlerine bağlı olarak zaman zaman oluşan sarsıntılardır. Ancak bazı dönemerde görülen büyük depremler doğal çevrede ciddi boyutta tahribatlara neden olur. 
Depremlerin doğal çevrede yol açtığı başlıca olaylar şunlardır:
Fay oluşumu
Zemin sıvılaşması
Yamaç ve çamur akıntısı (toprak kayması ve heyelan)
Tsunami
Göller ve yer altı suyu seviyelerinde değişmeler
Kaplıca ve kaynak sularında değişmeler

Depremlerin insan yaşantısı üzerinde de olumsuz etkileri olabilmektedir. Örneğin, ülkemizde 17 Ağustos 1999 tarihinde meydanan gelen 7,4 büyüklüğündeki Marmara depreminde binlerce vatandaşımız hayatını kaybetmiş, çok sayıda ev ve işyeri zarar görmüştür.

c. Volkanik Olaylar
Magmanın yeryüzüne doğru ilerleme faaliyeti olan volkanizma sırasında, yeryüzüne birçok malzeme püskürürken, bir yandan da oluşan kül ve toz bulutları gökyüzünü kaplar. Bu durum güneş ışınlarının yeryüzüne ulaşmasını kısa bir süre etkiler. Böylece sıcaklık değerleri biraz azalır. Ancak çok şiddetli volkanik patlamalar sonucu oluşan yoğun bulutların güneş ışınlarının yeryüzüne
ulaşmasını engellemesi ve dolayısıyla sıcaklığı düşürmesi uzun süreli olmaktadır. Örneğin, 1883 yılında Endonezya’daki Krakatau Yanardağı’nın püskürmesi sonucunda atmosferin alt katlarında sıcaklık değerleri 0,1 - 0,3 °C kadar düşmüştür. Bu soğumanın etkisi ise iki yıl sürmüştür.
d. Heyelanlar
Heyelanlar, yeryüzünde özellikle aşırı yağış alan eğimli bölgelerde yaygın olarak görülen kütle hareketleridir. Heyelan sonucunda yamaçlardaki bitkiler, toprak tabakası ve anakaya yerinden sökülerek aşağılara taşınır. Bu duruma bağlı olarak verimli tarım ve yerleşim alanları zarar görür. Bazı canlı türleri yok olur. Akarsu vadileri kesintiye uğrar. Yeni göller oluşur. Doğal denge bozulur.
3. Hidrolojik Karakterli Ekstrem Olaylar
a. Aşırı Yağışlar
Atmosferde düşer hâlde gerçekleşen yağmur, dolu ve kar yağışları bazı dönemler yeryüzüne normal seyrinin üzerinde miktarlarda düşer. Bu ekstrem durumlar sel ve su baskınlarına yol açar. Yerleşim alanları, tarım alanları sular altında kalır. Çok sayıda can ve mal kaybı olur.

b. Kuraklık

Bir bölgede nem miktarındaki geçici dengesizliğin o bölgedeki su kıtlığı ile ilişkisine kuraklık denir. Kuraklık doğal bir iklim olayıdır ve herhangi bir zamanda herhangi bir yerde meydana gelebilir. Kuraklık nemli iklim tipleri dahil her yerde görülebilir. Bununla beraber kurak iklimler, nem eksikliğinden ve yüksek değişkenlikteki yağıştan dolayı kuraklığa karşı daha hassas konumdadırlar. Afrika Kıtası’nın kuzey kesimleri ile Asya Kıtası’nın iç kesimlerinde kuraklığın şiddetli olmasının başlıca nedeni budur. Kuraklık çok yavaş gelişen bir doğa olayıdır. Doğada gizli bir tehlike olarak nitelenen kuraklığın, insan ve faaliyetlerinin su kaynaklarına olan bağımlılığı nedeniyle toplum üzerinde çeşitli etkileri vardır. Kuraklık görüldüğü bölgelerde bitki, orman ve su kaynaklarında azalmaya sebep olur. Buna bağlı olarak ciddi çevresel, ekonomik ve sosyal problemlere yol açar. Örneğin, 1907 yılında Çin’de meydana gelen kuraklık sonucu oluşan açlıktan 24 milyon kişi etkilenmiştir. Yine Hindistan’da 1965 - 1967 yılları arasında Hindistan’da hüküm süren kuraklık 1,5 milyon kişinin ölümüne neden olmuştur.
B. DOĞAL VE BEŞERÎ SÜREÇLER ARASINDAKİ ETKİLEŞİM
İnsanların beslenme, giyinme ve barınma gibi birçok temel ihtiyacı doğal çevre ile ilişkilidir. Doğal çevre ise doğal unsurlardan meydana gelir. Yaşadığımız çevredeki dağlar, akarsular, göller, denizler, bitkiler, hayvanlar, toprak, yağmur ve rüzgâr gibi unsurların her biri doğal unsurdur. İnsanlar, ilk dönemlerden beri uzun bir süre doğal sistemin
işleyişi içine kalarak yaşamlarını sürdürmüşler ve bu işleyişe fazla müdahale edememişlerdir. Ancak Sanayi Devrimi sonrasında makineleşmeyle birlikte insanların doğaya olan müdahalesi artmıştır. Günümüzde bu müdahaleler çok büyük boyutlara ulaşmıştır. Bu müdahalelere Dünya’dan başlıca örnekler şunlardır:
1. Manş Tüneli :Fransa ve İngiltere arasındaki Manş Denizi’nin 91 metre altında inşa edilen Manş Tüneli bu iki ülke arasındaki demir yolu ulaşımını sağlar. Tünel 1994 yılında hizmete açılmıştır. Tünelde işleyen trenler hızlı olup saatteki hızları 300 km’yi bulmaktadır.
2. Kaliforniya’daki Central Valley Projesi Central Valley Projesi ile Kaliforniya’da eski bir çöl alanı olan Central Valley bölgesi verimli bir tarım alanı hâline dönüştürülmüştür. Bölgenin yukarı kesimindeki dağlık alanlardan alınan sular kanallar aracılığı ile aşağı kesimlere taşınmış ve sulak alanlar oluşturulmuştur. Yüksek teknoloji ile gerçekleştirilen bu projenin maliyetli olması nedeniyle bölgede gelir getirisi yüksek tarım ürünleri yetiştirilmektedir. Ancak bölge son yıllarda hızlı bir şehirleşme tehlikesiyle karşı karşıyadır.
3. Libya Yapay Nehir Projesi: Dünya’nın en büyük su nakli projesinde Libya’nın güneyindeki yer altı sularının, sulama amacıyla ülkenin kuzeyindeki sahil kesimlerine taşınması amaçlanmaktadır.
Bu sayede günde 5 milyon metreküp su taşınarak yaklaşık 150 000 hektar alan sulanacaktır. 1984 yılında başlayan proje tamamlandığında su taşınım hattının uzunluğu 4000 km’yi bulacaktır.
4. İsviçre ve Dağlar: Avrupa Kıtası’nın ortalama yükseltisi en fazla ülkesi olan İsviçre, ortalama yüksekliği 4000 metreyi geçen Alp Dağları ile kaplıdır. Ancak İsviçreliler, Alpler’in olumsuz coğrafi şartlarına rağmen uzun tüneller ve viyadükler yaparak bu alanları değerlendirmişlerdir. Ülke Avrupa’nın demir yolu ve kara yolu ağı en gelişmiş ülkeleri arasındadır. İsviçreliler Alpler’den özellikle kış turizmi alanında yararlanmışlardır. Bu sayede ülkeye çok miktarda döviz girmektedir.

5. Hollanda Kıyıları: Hollanda Avrupa’nın ortalama yükseltisi en az olan ülkelerinden biridir. Ülkede dağlık alan yoktur. Ülke kıyılarının büyük bölümünün deniz seviyesinde ya da deniz seviyesinin altında olmasından dolayı sık sık su basmaları ve kıyı taşkınları olmaktadır. Bu nedenle kıyı bölgeler taşkınlara karşı doğal ve yapay birimlerle korunmaktadır. Kıyı alandaki yerleşmeler; barajlar ve setler sayesinde Dünya’daki en kapsamlı kıyı koruma sistemiyle korunmaktadır. Hollanda’daki mühendislik firmaları, denizden toprak kazanma ve su baskınlarından korunma, derin sularda inşaat, tünel ve köprü inşaatları, liman ve havalimanı tasarım projelerinde oldukça deneyimlidir. Hollanda, deniz baskınlarından koruma mühendislikleri konusunda ileridir.

 Hollanda’daki mühendislik firmalarının kıyı koruma, liman ve köprü inşaat alanlarında deneyimli olmalarının başlıca nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
A) Tarım arazilerinin geniş yer tutması
B) Hollanda’nın yüz ölçümünün küçük olması
C) Ilıman okyanus iklimi özelliklerinin görülmesi
D) Aritmetik nüfus yoğunluğunun yüksek olması
E) Hollanda kıyılarının büyük bölümünün deniz seviyesinde ya da deniz seviyesinin altında olması

Cevap: Hollanda kıyılarının büyük bölümünün deniz seviyesinde
ya da deniz seviyesinin altındadır. Bu nedenle
sık sık su basmaları ve kıyı taşkınları olmaktadır. Bu
durum kıyı bölgelerin taşkınlara karşı doğal ve yapay
birimlerle korunmasını zorunlu kılmış, böylece ülkedeki
mühendislik firmaları bu konuda oldukça deneyim
kazanmışlardır.
Cevap E
6. İtalya’daki Viganella Köyü: İtalya’da bir vadi içinde yer alan ve hiç güneş ışığı almayan Viganella köylüleri, güneş ışığından yararlanmak için ilginç bir çözüm bulmuşlardır. 8 x 5 metre ebatlarında bir aynayı köyün karşısındaki bir tepeye, yansıyan güneş ışığı köye gelecek şekilde yerleştirmiştir. Ayna bilgisayarlı olarak Güneş’in gün ve yıl içindeki hareketlerine göre otomatik olarak güneş ışığını en iyi yansıtacak şekilde tasarlanmıştır. Böylece Viganella köylüleri güneş ışığından yararlanmaya başlamışlardır. Vadi içine kurulan Viganella Köyü
C. DOĞANIN YAKIN GELECEĞİ
Dünya var olduğundan bu yana bazı doğal olayların seyrinde değişmeler olmuştur. Bu değişmelerin en önemlisi iklim değişmeleridir. IV. jeolojik zamanın başlarında Dünya genelinde bir soğuma olmuş ve buzul alanları yaklaşık 50° enlemlerine kadar gelmiştir. Bilim adamları geçmişte meydana gelen bu iklim değişmelerinin gelecekte de olacağı yönünde fikirler ileri sürmektedirler. Ancak gelecekteki iklim değişmelerinin geçmiştekilere göre daha kısa sürede olacağı ve daha tehlikeli sonuçlara yol açacağı görüşü hakimdir.

Gelecekte Dünya’yı bekleyen başlıca sorunlar şunlardır:
1. Buzulların Erimesi
Küresel ısınmaya bağlı olarak gerçekleşecek en önemli sonuç buzulların erimesidir. Buzulların erimesinin yol açtığı en önemli sonuç deniz seviyesinin yükselmesidir. Yapılan araştırmalar buzulların erimesine bağlı olarak deniz seviyesinin yılda 2,4 mm hızla yükseldiğini göstermektedir. Bu durumun devam etmesi sonucu kıyı şeritleri önemli ölçüde değişecektir.

Deniz seviyesindeki yükselmelerin yol açacağı sonuçlardan başlıcaları şunlardır:
Hollanda, Bangladeş gibi yükseltisi çok az olan ülkelerin önemli bir kısmı sular altında kalacaktır. Örneğin, Bangladeş’te 1 metreden biraz fazla bir yükselme 70 milyon kişiyi yerinden edecektir.
Deniz seviyesinde meydana gelecek her 1 cm yükselme, erozyona bağlı olarak kumluk kıyı şeritlerinde 1 metre genişliğinde yatay bir geri çekilmeye yol açabilecektir.
Tuzlu su, tatlı su akiferlerine karıştığında kıyı kesimlerinde canlılar için gerekli olan tatlı su kaynakları kaybedilecektir.
Buzulların erimesinin yol açacağı diğer bir sonuç ise okyanus akıntılarının hızının yavaşlaması olacaktır. Bilindiği üzere okyanus akıntılarının oluşmasında önemli bir etken, sıcak ve soğuk bölgelerdeki denizler arasında oluşan yoğunluk farkıdır. Buzullar eridiğinde sıcak ve soğuk denizlerin tuzluluk yani yoğunluk oranları değişecektir. Böylece okyanus akıntıları yavaşlayacaktır.
Bu duruma bağlı olarak akıntıların etkili olduğu iklim özellikleri de değişecektir.

2. Atmosferdeki Gaz Oranlarının Değişmesi
Atmosferdeki karbondioksit, metan ve diazot monoksit gazları Güneş’ten gelen ve yerden uzaya yansıyan ışınları dengeleyerek, Dünya’nın aşırı ısınıp aşırı soğumasını engeller. Bu gaz oranlarında meydana gelecek değişmeler, Dünya iklimini doğrudan etkileyecektir. Nitekim yapılan ölçümlerde atmosferdeki karbondioksit oranının arttığı görülmektedir. Bu durumun başlıca nedeni konutlarda, sanayide ve araçlarda kullanılan karbon bileşimli fosil yakıtların artmasıdır.
3. Canlı Türlerinin Etkilenmesi
Yeryüzünde yaşayan canlıların yaşamlarını sürdürebilmeleri için belirli bir sıcaklık ve neme ihtiyacı vardır. Sıcaklık ve nem değerleri her canlı türüne göre değişir. Canlı türleri, küresel ısınmayla birlikte meydana gelen iklim değişmelerine uyum sağlamaya çalışmaktadır. Dünya üzerinde bu duruma verilebilecek bazı örnekler şunlardır:
Avrupa’daki birçok kelebek türünün yaşam alanlarının son 20 - 30 yıl içinde 30 - 240 km kadar kuzeye kayması.
Antarktika Kıtası’nın Güney Amerika Kıtası’na doğru uzanan bölümlerinde üreyen asil penguen çifti sayısının, bu bölgedeki sıcaklığın 5,5 °C kadar artmasıyla azalması ve bu penguen türünün yerini sularda yaşayan Papua penguenlerinin alması.
İngiltere’de kuşların 20. yy. ortalarına göre 9 gün erken kuluçkaya yatması.
4. Süper Volkanlar
Süper volkanlar, normal yanardağ püskürmelerinden yüzlerce kat daha güçlü doğa olaylarıdır. Bu nedenle bu olayların etkisi küresel boyuttadır. Süper volkan patlaması sonucu atmosfere yayılan sülfürik asit tabakası, güneş ışınlarını ve Dünya’dan yükselen ısıyı emer. Patlamanın ardından Dünya iklimi alt üst olur ve bu durum uzun yıllar sürebilir. 
Yapılan araştırmalar Dünya üzerinde yeni bir süper volkan olayının yaşanabileceğini göstermektedir. ABD’deki Yellow Stone ve Endonezya’daki Toba Dağı geçmişte süper volkanların volkanların olduğu bölgeler olduğundan, gelecekte de süper volkanların yaşanabileceği bölgeler olarak tahmin edilmektedir.

 

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.