Dünya Gücü OsmanlıDevleti (1453-1600)

Dünya Gücü OsmanlıDevleti (1453-1600)

II. MEHMET DÖNEMİ İSTANBUL’UN FETHİ


             İstanbul, Asya ve Avrupa kıtalarının birbirine en çok yaklaştığı bir boğaz üzerinde yer almaktadır. Bu özelliğinin bir sonucu olarak Asya ile Avrupa arasındaki kara yolları ile Karadeniz Akdeniz arasındaki su yollarını kontrol eden bir konumu vardır. Kavimler Göçü’nden sonra Roma İmparatorluğu Doğu ve Batı olarak ikiye ayrılınca İstanbul, Hristiyan Ortodoksların merkezi olmuştur. İstanbul’da nüfusun büyük çoğunluğunu Ortodoks Rumlar oluşturuyordu. Galata bölgesinde çoğunluğunu Venedikliler ve Cenevizlilerin oluşturduğu Katolik Hristiyanlar yaşıyordu. Þehirde az da olsa Yahudiler, Türkler ve Araplar da vardı. İstanbul Asya ve Avrupa kıtaları arasında köprü durumundadır. Ayrıca Karadeniz Akdeniz arasındaki su yolunun en stratejik noktasında bulunmaktadır. Bu durumun sonucu olarak siyasi ve ekonomik açıdan büyük önem taşıdığından tarih boyunca çeşitli kavimler tarafından kuşatılmış ancak alınamamıştır. Hristiyan dünyasında Osmanlı Devleti’ne karşı son kale olarak görülen Bizans, XV. yüzyıla gelindiğinde eski gücünden uzaklaşmıştı. Hakimiyet alanı İstanbul ve çevresi ile Mora Yarımadası’ndan ibaretti. XV. yüzyılda etrafını çeviren surlarla sınırlanan Bizans nüfus potansiyeli ve askeri güç olarak Osmanlı Devleti için ciddi bir tehdit oluşturmuyordu. Bununla birlikte Osmanlı Devleti sıkışık anlarında ve batı yönündeki
ilerlemelerinde ciddi engel oluşturan Bizans’ın varlığı- na son vermek için İstanbul’un alınmasını bir zorunluluk olarak görüyordu.
Fethin Nedenleri
İstanbul’un Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarını birbirine bağlayan kara ve deniz ticaret yollarının kesiştiği noktada önemli bir merkez olması, 

Bizans’ın, Avrupalı Hristiyanları kışkırtarak Osmanlı Devleti’ne karşı Haçlı Seferleri düzenlenmesine yol açması
Bizans’ın, Osmanlı Devleti’ne karşı Anadolu Türk beyliklerini kışkırtması ve ittifaklara girmesi
Bizans’ın Osmanlı şehzadelerini kışkırtarak taht kavgalarının çıkmasına neden olması
İstanbul’un dinî, siyasi, ekonomik, tarihi ve kültürel bakımdan önemli bir merkez olması
Bizans’ın varlığının, Osmanlı Devleti’nin Anadolu ve Rumeli toprakları arasında bütünlüğü bozması
Hz. Muhammed’in İstanbul’un fethedileceğini müjdeleyen bir hadisinin bulunması
1451’de Osmanlı hükümdarı olan II. Mehmet tahta çıktıktan hemen sonra İstanbul’un fethi için hazırlıklara başladı.
Fetih İçin Yapılan Hazırlıklar
Avrupa’dan gelebilecek yardımları engellemek amacıyla Balkanlara ve Mora’ya kuvvet gönderilmiştir.
Bizans’ın elinde bulunan Silivri ve Vize kaleleri alınmıştır.
Balkanlardan gelebilecek tehlikeleri önlemek için Balkan devletleri ile; Anadolu’dan gelebilecek tehlikeleri önlemek için de Karamanoğulları Beyliği ile antlaşmalar yapılmıştır.
İstanbul surlarını yıkabilecek şahî denilen büyük kuşatma topları ile aşırtmalı gülle atabilecek havan topları döktürülmüştür.

Karadeniz üzerinden Bizans’a gelebilecek yardımları önlemek ve kuşatmada üs olarak kullanmak amacıyla Anadolu Hisarı’nın karşısına Rumeli Hisarı (Boğazkesen) inşa ettirilmiştir.
Bizans’a denizden gelebilecek yardımları önlemek ve şehri deniz tarafından kuşatmak amacıyla 400 parçalık bir donanma oluşturulmuştur.
Askerleri surların üzerine çıkarabilmek için tekerlekli kuleler yaptırılmıştır.


Bizanslıların Aldığı Önlemler
İstanbul’un surlarını tamir ederek güçlendirmişler,

Osmanlı gemilerinin Haliç’e girmesini önlemek için
Haliç’in girişini kalın zincirlerle kapatmışlardır.
Başta Venedik, Ceneviz ve Papalık olmak üzere, Avrupalı devletlerden yardım istemişlerdir.
Grejuva ateşini (suda da yanan bir ateştir) geliştirmişlerdir.
Bizans İmparatoru XI. Konstantin, Papa’nın ve Avrupa’nın desteğini artırabilmek için Katolik ve Ortodoks mezheplerini birleştirmeye çalışmıştır. Ancak bu tutumu halk tarafından benimsenmemiştir.
Kuşatma ve Fetih
II. Mehmet, hazırlıklarını tamamladıktan sonra 6 Nisan 1453’te İstanbul’u kuşattı. İmparatora elçi göndererek kan dökülmeden şehrin teslim edilmesini istedi. İstanbul’ungüçlü surlarının aşılamayacağını ve Avrupa’dan yardım geleceğini düşünen imparator teklifi reddetti. Osmanlı kara ordusu surlar önünde kuşatmayı başlatırken, donanma da Haliç’in girişi ile Sarayburnu önlerinde demirlemişti. 20 Nisan günü dört Ceneviz gemisinin Osmanlı donanmasını aşarak Haliç’e girmesi moralleri bozmuşsa da Fatih’in 72 parçalık bir Osmanlı donanmasını karadan Haliç’e indirmesi bu durumu fazlası ile telafi etmiştir. 
Yaklaşık iki ay kadar süren İstanbul kuşatması 29 Mayıs
1453’de Osmanlı kuvvetlerinin şehre girmesi ile sona ermiştir. II. Mehmet fetihten sonra Ortodokslara din ve vicdan hürriyeti tanımıştır. Fener Rum Patrikhanesinin devam etmesine izin vererek Katolik ve Ortodoks kiliselerinin
birleşmesinin önüne geçmiştir. Ayrıca kuşatma sırasında İstanbul’dan kaçan Hristiyanların geri dönmelerine izin vermiştir. Fatih’in bu tutumu Ortodoks halkın padişaha ve devlete olan bağlılıklarını artırmıştır.
İstanbul’un Fethi’nin Sonuçları
Türk Tarihi Açısından Sonuçları
II. Mehmet, “Fatih” unvanını almıştır.
Osmanlı Devleti yükselme dönemine girmiştir.
Osmanlı Devleti’nin Anadolu ve Rumeli’deki topraklarının bütünlüğü sağlanmıştır.
Çanakkale İstanbul Boğazları tam olarak Osmanlı denetimine girmiştir. Böylece İpek Yolu ile Karadeniz’i Akdeniz’e bağlayan deniz ticaret yollarının kontrolü Osmanlılara geçmiştir.
İstanbul, Osmanlı Devleti’nin başkenti olmuştur.
Fener Patrikhanesi’nin Osmanlı Devleti’ne bağlanmasıyla Osmanlı padişahları Ortodoksların koruyucusu durumuna gelmişlerdir.
Dünya Tarihi Açısından Sonuçları
İpek Yolu Osmanlıların denetimine girmiştir. Ticaret yollarının Osmanlıların eline geçmesi üzerine Avrupalılar doğu ülkelerine ulaşan yeni yollar aramaya başlamışlardır. Bu arayış Coğrafi Keşişerin başlamasına neden olmuştur.
Top ve tüfek gibi ateşli silahlarla kuvvetli surların yıkılabileceği anlaşılmıştır. Bu durum askerlik bilgisi ve tekniğinde önemli değişikliklere neden olmuştur. Ateşli silahların gücünden yararlanan Avrupa kralları feodal beylerin (derebeyliklerin) egemenliklerine son vermişlerdir. Böylece Avrupa’da merkeziyetçi ve mutlak krallıklar güçlenmiştir.
İstanbul’dan İtalya’ya giden Bizanslı bilginler, burada Rönesans’ın başlamasında etkili olmuşlardır.
İstanbul’un fethi dünya tarihinde meydana getirdiği sonuçlar göz önüne alınarak Orta Çağın sonu, Yeni Çağın başlangıcı olarak kabul edilmiştir.
ASKERİ VE SİYASİ GELİŞMELER (1454 - 1480)
Fatih İstanbul’u fethettikten sonra Anadolu’da, Balkanlarda ve denizlerde fetih hareketlerine girişmiştir.
Fatih döneminde düzenlenen seferlerle, Anadolu’da Türk birliğinin kurulması, siyasi birliğin sağlanması ve Anadolu’ya yönelik tehditlerin ortadan kaldırılması
İstanbul’un güvenliği ve Rumeli’de kalıcı bir egemenlik kurulması için, Tuna nehrinin güneyindeki bütün toprakların ele geçirilmesi
Karadeniz’in Türk gölü haline getirilmesi
Ege ve Akdeniz’de Osmanlı hakimiyetinin güçlendirilmesi hedeflenmiştir.
Sırbistan Seferi (1454)
Osmanlı aleyhine ittifaklara katılan Sırbistan üzerine 1454 yılında düzenlenmeye başlayan seferler sonucunda Belgrat hariç tüm Sırbistan Osmanlı topraklarına katılmıştır (1459).
Amasra’nın Alınması (1459)
Amasra, Anadolu’nun Orta Karadeniz sahilinde bulunan bir şehirdir. Fatih döneminde düzenlenen bir seferle Amasra alınmış, buradaki Ceneviz hakimiyetine son verilmiştir. Amasra’nın alınması Osmanlı Devleti’nin Karadeniz’de hakimiyet kurmasına katkı sağlamıştır.

Mora’nın Fethi (1460)
Mora Yarımadası’nın yönetimi son Bizans imparatorunun kardeşlerinin elindeydi. Bunlar Venedik, Ceneviz, Napoli gibi devletleri Osmanlı aleyhine kışkırtıyorlardı. Amaçları Bizans’ı yeniden kurmaktı. Fatih, İstanbul’un fethinden sonra Mora’daki Rum despotluklarını vergiye bağlamış, bir süre sonra düzenlediği iki seferle Mora’nın fethini gerçekleştirmiştir (1460). Böylece hem Akdeniz hakimiyetini sağlama yolunda bir adım atılmış hem de Bizans’ın yeniden kurulması düşüncesinin sönmesi sağlanmıştır.
Sinop’un Alınması (1461)
1461’de Sinop alınarak İsfendiyaroğulları Beyliği’ne son verilmiştir. Böylece Anadolu’da Türk birliğini sağlama yolunda bir adım daha atılmış, Karadeniz’deki Osmanlı etkinliği artmıştır.
Trabzon’un Fethi (1461)
IV. Haçlı Seferi’nden sonra Bizans imparatorluk ailesinden bazı üyeler Trabzon’da bir devlet kurmuşlardı (1204). Fatih, Sinop’un fethinden sonra vergilerini ödemeyen ve Akkoyunlu Devleti ile ittifak kuran Trabzon İmparatorluğu üzerine yöneldi. Þehir karadan ve denizden kuşatılarak fethedildi (1461). Trabzon’un alınmasıyla Karadeniz’in Anadolu sahillerinde güvenlik tam olarak sağlanmış oldu.
Eflâk Seferi (1462)
Eflâk, Yıldırım Bayezit döneminde Osmanlı Devleti’ne bağlanmıştı. Fatih döneminde Eşak beyi Vlad (Kazıklı Voyvoda), Osmanlılara karşı Macarlarla ittifak kurunca bir sefer düzenlendi ve Eşâk Osmanlı Devleti’ne bağlı bir eyalet hâline getirildi.
Bosna - Hersek Seferi (1463)
Bosnalılar 1463 yılına kadar Osmanlılara karşı düzenlenen Haçlı Seferlerinin hepsine katılmışlardı. Fatih döneminde Bosna üzerine düzenlenen seferle Bosna fethedilmiştir. Bosna’nın Osmanlı topraklarına katılmasıyla
Venediklileri karadan kuşatılabilme imkanı doğmuştur. Bosna’nın alınmasından bir süre sonra Hersek de Osmanlı yönetimini kabul etmiştir. Mora ve Trabzon’un Osmanlı topraklarına katılması ile Bizans’ı yeniden kuracak bir güç kalmamıştır.
Osmanlı - Venedik Savaşı (1463 - 1479)
Osmanlı - Venedik Savaşı’nın başlamasında, Osmanlı Devleti’nin denizlerde güçlenmesi Karadeniz ve Ege Denizi’ndeki fetihlerinin Venediklilerin özellikle ekonomik çıkarlarına zarar vermesi Mora ve Sırbistan’ı fetheden Osmanlıların Adriyatik kıyılarına yerleşmeye başlaması. Fatih’in, Arnavutluk’u ele geçirmeye çalışması Venediklilerin; Arnavutluk, Karamanoğulları ve Akkoyunlular gibi devletlerle Osmanlılara karşı ittifaklar yapması gibi nedenler etkili olmuştur. 1463’te Mora’da başlayan Osmanlı - Venedik Savaşları on altı yıl sürdü. Venediklilerden 1462’de Taşoz, Semadirek, Limni ve Midilli, 1470’te Gökçeada ve Eğriboz alındı. İşkodra’nın fethedilmesi üzerine zor durumda kalan Venedik barış istedi (1479).
Bu antlaşmaya göre;
Arnavutluk’taki İşkodra ve Kroya Osmanlı Devleti’nde kalacak buna karşılık Osmanlı Devleti Mora, Dalmaçya ve Arnavutluk’ta Venediklilerden aldığı yerleri geri verecekti. Venedikliler, Osmanlı Devleti’ne savaş tazminatı
ödeyecek ve yıllık vergi vereceklerdi. Venedikliler İstanbul’da devamlı elçi (balyos) bulundurabileceklerdi. Venedikli tüccarlar Osmanlı limanları ve karasularında serbestçe ticaret yapabilecek, diğer ülke tüccarlarına göre daha az gümrük vergisi ödeyeceklerdi. Bu antlaşma ile Venediklilere, Osmanlı topraklarında ticaret yapma hakkı tanınmasıyla Osmanlı tarihinde ilk kapitülasyonlar Venediklilere verilmiştir. Fatih, Venediklilere kapitülasyonlar vermekle bir
taraftan Osmanlı ülkesinde ticari canlılığı artırmayı, bir taraftan da Venedik’i Haçlı ittifakından ayırarak Hristiyanlar arasında Osmanlı Devleti’ne karşı oluşturulan birliği zayışatmayı amaçlamıştır. Fatih’in Venediklilere karşı izlediği politika İstanbul’un fethinden sonra papanın oluşturmaya çalıştığı Haçlı ittifakının kurulmasını engellemiştir.

Karamanoğulları İle Mücadele (1466)
Karamanoğulları Beyliği Osmanlılara karşı Venedik, Akkoyunlu ve Memluk devletleri ile ittifaklar kuruyordu. Fatih, Balkan seferlerinden sonra Anadolu’da Türk birliğini sağlama politikası doğrultusunda Karamanoğulları
üzerine bir sefer düzenleyerek Konya ve Karaman’ı Osmanlı topraklarına katmıştır.
Akkoyunlu Devleti İle İlişkiler ve Otlukbeli Savaşı (1473)
Otlukbeli Savaşı’nın yapılmasında, Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan’ın Osmanlılara karşı Venediklilerle ittifak yapması ve Anadolu Türk birliğini tehdit etmesi Uzun Hasan’ın Trabzon Rum İmparatorluğu’nu desteklemesi ve Karamanoğullarını himaye etmesi gibi nedenler etkili olmuştur. 1473’te sefere çıkan Fatih, Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan’ı, Erzincan yakınlarında yapılan Otlukbeli Savaşı’nda ağır bir yenilgiye uğrattı (1473). Otlukbeli Savaşı’nın kazanılmasıyla, Akkoyunlu Devleti yıkılma sürecine girmiş, Osmanlı Devleti’nin güçlü bir rakibi ortadan kalkmıştır. Osmanlı Devleti Doğu Anadolu’ya kadar sınırlarını genişletmiştir. Böylece Anadolu Türk birliğinin sağlanmasında önemli bir aşama kaydedilmiştir. Akkoyunlular ateşli silahlara önem vermediğinden Osmanlı topçusu karşısında başarılı olamamıştır. Bu durum silah teknolojisindeki gelişmelerin savaşlarda üstünlük sağlanmasında etkili olduğunu gösterir.
Kırım’ın Fethi (1475)
Kırım’da bulunan Kefe, Azak ve Menkûb şehirleri İpek Yolu üzerinden Karadeniz’e gelen ticari malların batıya taşındığı önemli liman kentleriydi. Bu şehirler ve ticari faaliyetler Cenevizlilerin denetiminde bulunuyordu. Kırım Hanları ise tahta kavgaları ile meşguldü. Karadeniz’i ve Asya ticaretini denetimi altına almak isteyen Fatih, Kırım Hanı’nın Cenevizlilere karşı Osmanlılardan yardım istemesi üzerine donanmayı Kırım’a gönderdi. Böylece Kırım’ın fethi gerçekleşti (1475).
Kırım’ın fethiyle;
Kırım Hanlığı Osmanlı Devleti’ne bağlanmış, Karadeniz Osmanlı gölü haline gelmiştir.
İpek Yolu’nun Karadeniz’in kuzeyinden geçen kolu Osmanlı kontrolüne alınmıştır.
Lehistan üzerine doğudan yapılacak seferler için üs elde edilmiştir.
Boğdan’ın Alınması (1476)
Fatih döneminde Osmanlı Devleti’ne ödediği vergiyi kesen Boğdan üzerine bir sefer düzenlenmiş ve Boğdan Osmanlı topraklarına katılmıştır.
Yunan Adalarının Alınması (1479)
Osmanlı - Venedik savaşları 1479’da sona ermiş, Venedik vergiye bağlanmıştı. Antlaşmadan sonra Gedik Ahmet Paşa komutasında bir ordu Adriyatik Denizi’nde, Napoli Krallığı’nın elinde bulunan Zenta, Kefalonya ve Ayamavra adalarını fethetmiştir (1479).

Arnavutluk Seferi (1479)
Osmanlı - Venedik Savaşları devam ederken isyan eden Arnavutluk üzerine üç sefer düzenlenmiş, bu seferler sonucunda Venedik egemenliğindeki Arnavutluk Osmanlı topraklarına katılmıştır.
İtalya Seferi (1480)
Fatih Sultan Mehmet, Venedik ve Napoli Krallığı arasındaki savaştan yararlanmak için Gedik Ahmet Paşa komutasındaki donanmayı İtalya’ya gönderdi. Bu sefer sonucunda Napoli Krallığı’na ait Otranto fethedildi (1480). Ancak Fatih’in vefatından sonra tahta çıkan II. Bayezid Gedik Ahmet Paşa’yı geri çağırınca Napoli Krallığı, Otranto’yu geri almıştır.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.