Kanuni Sultan Süleyman

Kanuni Sultan Süleyman

I. SÜLEYMAN (KANUNİ) DÖNEMİ (1520 - 1566)

XVI. YÜZYILDA AVRUPA
1520 tarihinde Osmanlı tahtına çıkan Kanuni Sultan Süleyman, babası Yavuz’dan güçlü bir ordu, çok iyi yetişmiş devlet adamları ve ağzına kadar dolu bir hazine devralmıştır. Kanuni Sultan Süleyman’ın tahta geçtiği dönemde Avrupa devletleri bir taraftan Coğrafi Keşişer ve Rönesans’ın etkisiyle kalkınma mücadelesi verirken diğer taraftan Reform hareketinin etkisiyle dinî ve siyasi mücadeleler yaşıyordu. Kanuni döneminde Roma - Germen imparatoru Şarlken; Almanya, Hollanda, Avusturya, Macaristan ve İspanya devletleriyle akrabalık bağlarına dayalı ittifak oluşturarak Avrupa’nın en güçlü devleti hâline gelmişti. Şarlken, bir yandan Fransa üzerinde egemenlik kurmaya çalışırken diğer yandan da Macaristan aracılığıyla Balkan toprakları üzerinden Osmanlı aleyhine genişleme politikası izliyordu. Denizlerde Venedik’le birlikte Osmanlılara karşı Akdeniz ve Afrika kıyılarında hâkimiyet mücadelesine girişen Şarlken, doğuda da İran ile Osmanlı Devleti’ne karşı ittifak yapmıştı. İngiltere ve Fransa Yüzyıl Savaşları nedeniyle güç kaybetmişlerdi. Bununla birlikte hem İngiltere’de hem de Fransa’da derebeylik zayışamış bu durumdan yarararlanan krallar mutlakıyet yönetimlerini güçlendirmeye başlamışlardır. Kanuni döneminde güçlü bir devlet olan Portekiz Coğrafi Keşişeri gerçekleştirerek Hindistan’a ulaşmış; Osmanlı
denetiminde olan baharat ticaretini engellemeye çalışmıştır. Bu durum Kanuni’nin Hint Deniz Seferlerini başlatmasında ve Osmanlı - Portekiz savaşlarının yaşanmasına neden olmuştur.
BATIDAKi GELİŞMELER
Osmanlı - Macaristan İlişkileri
Kanuni döneminde Macaristan’ın, Roma - Germen imparatorluğu ve Avusturya ile akrabalık bağı vardı. Buna güvenen Macar kralı II. Layoş Osmanlı Devleti’ne karşı çıkıyor, Balkan devletlerini Osmanlılara karşı kışkırtıyordu.
Belgrat’ın Fethi (1521)
Kanuni, tahta çıkışını bildirmek için gönderilen elçinin öldürülmesi üzerine Macaristan seferine çıktı. Belgrat karadan ve nehirden kuşatılarak fethedildi (1521).
Mohaç Meydan Savaşı (1526)
Belgrat’ın fethi, Osmanlı - Macar ilişkilerinin iyice gerginleşmesine yol açtı. Bu sırada Þarlken’le yaptığı mücadelede esir düşen Fransa Kralı I. François (Fransuva)’nın annesi Kanuni’den yardım istedi. Bu durum karşısında Kanuni, Macaristan üzerine sefere çıktı. Osmanlı ve Macar kuvvetleri Mohaç ovasında karşılaştılar. Savaş Osmanlı ordusunun kesin zaferiyle sonuçlandı (1526).

Mohaç zaferiyle;
Macaristan Osmanlı Devleti’ne bağlanmış, savaşta ölen II. Layoş’un yerine Macar soylularından Jan Zapolya (Yanoş) Macaristan kralı ilan edilmiştir.
Orta Avrupa’da Osmanlı egemenliği başlamıştır.
Osmanlı Devleti’yle Avusturya komşu olmuş ve iki devlet arasında savaşlar başlamıştır.
Osmanlı - Avusturya İlişkileri
Kanuni döneminde Osmanlı - Avusturya mücadelesinin en önemli nedeni; Macaristan üzerinde egemenlik kurma rekabeti olmuştur.
I. Viyana Kuşatması (1529)
Avusturya kralı Ferdinand, ölen Macar kralı II. Layoş’un kız kardeşiyle evli olduğundan Jan Zapola’nın Macar kralı olmasını kabul etmiyor, Macaristan tahtının kendisine ait olduğunu iddia ediyordu.
Ferdinand, Osmanlılarla mücadelesinde Kutsal Roma- Germen imparatoru olan kardeşi Þarlken’e güveniyordu. Osmanlı ordusunun geri çekilmesinden sonra Ferdinand, Macar Kralı Yanoş’a savaş açarak Budin’i ele geçirdi. Bunun üzerine Kanuni sefere çıkarak Budin’i geri aldı. Ferdinand’a mutlak bir darbe vurmak isteyen Kanuni, Avusturya’nın başkenti Viyana’yı kuşattı. Ancak
ağır kuşatma toplarının getirilmemiş olması ve kış mevsiminin yaklaşması üzerine kuşatma kaldırıldı. Kanuni’nin Avusturya’nın başkenti Viyana’yı kuşatması, buna karşılık ne Ferdinand’ın ne de Şarlken’in Osmanlıların karşısına çıkamamış olması, Osmanlı Devleti’nin Avrupa karşısındaki mutlak üstünlüğünün kanıtı olmuştur.

Mohaç Zaferi Fransa’nın, Þarlken’in baskısından kurtulmasını sağlamış, I. Fransuva Madrit Antlaşması ile esaretten kurtulmuştur. Bunun sonucunda Osmanlı - Fransız ilişkileri güçlenmiştir.

Almanya Seferi (1532) ve Avusturya ile İstanbul Antlaşması (1533)
Viyana kuşatmasından sonra Osmanlı kuvvetleri geri çekilince Ferdinand, Budin’i yeniden kuşattı. Bunun üzerine Kanuni, Avusturya seferine çıktı. Kanuni’nin amacı, Ferdinand veya Þarlken’le meydan savaşı yapmaktı. Fakat gerek Ferdinand, gerekse Þarlken Kanuni’nin karşısına çıkmaya cesaret edemediler. Osmanlı kuvvetleri, Avusturya ve Güney Almanya içlerine akınlar yaptılar (1532). Bu sefer sonunda Avusturya Arşidükası Ferdinand barış istedi (1533). Avusturya ile Osmanlı Devleti arasında İstanbul Antlaşması (İbrahim Paşa) imzalandı (1533).
İstanbul Antlaşması’na göre;
Avusturya kralı protokol bakımından Osmanlı sadrazamına denk olacaktı.
Avusturya, Macaristan’ın iç işlerine karışmayacak, Yanoş’un krallığını tanıyacaktı

Avusturya, Osmanlı Devleti’ne yıllık vergi ödeyecekti.
Avusturya İle Diğer Mücadeleler
İstanbul Antlaşması Osmanlı Devleti ile Avusturya arasındaki sorunları çözmedi. Ferdinand, Macar Kralı Yanoş’un yerine geçen oğlu Sigismund’un krallığını tanımayıp Macar krallığını ele geçirmek isteyince Kanuni yeniden sefere çıktı (1541). Bu sefer sonunda Macaristan üç bölüme ayrılmıştır:
Doğrudan Osmanlı Devleti’ne bağlı Budin Beylerbeyliği
Osmanlı Devleti’ne bağlı Erdel Beyliği
Avusturya’ya bırakılan Kuzey Macaristan
Ferdinand’ın 1551’de Erdel’e müdahalesi üzerine Kanuni, Sokullu Mehmet Paşa’yı sefere gönderdi. Aradaki savaşlardan sonra 1562’de yapılan antlaşma ile Avusturya, Erdel’in iç işlerine karışmamayı kabul etti.
Ferdinand’ın ölümünden sonra Avusturya kralı olan Maksimilyen 1562’de yapılan antlaşmayı tanımayıp Erdel’e saldırınca Kanuni, Avusturya üzerine Zigetvar seferini düzenledi. Kuşatma sırasında Kanuni vefat etti (1566). Kanuni’nin ölümünden sonra Zigetvar alındı ve ordu geri döndü.
DOĞUDAKi GELİŞMELER
Osmanlı - İran İlişkileri
Şah İsmail’in yerine geçen Tahmasb döneminde de Safevilerin Osmanlı politikası değişmedi. Tahmasb’ın, Osmanlı topraklarına saldırması, Osmanlı Devleti’ne bağlılığını bildiren Bağdat valisini
öldürmesi Osmanlı Devleti’ne karşı Avusturya ile ittifak yapması üzerine Kanuni İran üzerine sefere karar verdi. 1534, 1548 ve 1554 yıllarında düzenlenen seferler sonucunda Bağdat, Karabağ, Revan ve Nahçıvan Osmanlı topraklarına katılmış, İran barış istemek zorunda kalmıştır.
Amasya Antlaşması (1555)
Kanuni, İstanbul’a dönüşü sırasında Amasya’ya gelen İran elçilerinin barış teklifini kabul etti. Osmanlı Devleti ile İran arasında Amasya Antlaşması yapıldı (1555).
Amasya Antlaşması’na göre;
Bağdat, Karabağ, Revan ve Nahçıvan Osmanlı Devleti’nde kalacaktı.
Antlaşma 25 yıl süreyle geçerli olacaktı.
Amasya Antlaşması, Osmanlı Devleti ile İran arasında imzalanan ilk resmi antlaşmadır.

Osmanlı Devleti ile Avusturya’nın Balkanlar ve Orta Avrupa üzerinde hakimiyet mücadelesi XVIII. yüzyıl sonuna kadar devam etmiştir.
DENİZLERDEKİ GELİŞMELER
Osmanlı Deniz Gücü
Osmanlı Devleti, başlangıçta bir kara devleti olarak kurulmuş ancak zamanla batı yönünde genişleme siyasetini sürdürünce deniz gücüne ihtiyaç duymuştur. Osmanlı Devleti Akdeniz ve Avrupa üzerinde hâkimiyet kurmak isteyince karşısında Venedik, Ceneviz, İspanya ve Portekiz gibi güçlü donanmalara sahip devletlerle karşı karşıya gelmiştir.
Osmanlı Devleti Haçlı donaması ile mücadele etmek, siyasi ve ekonomik çıkarlarını korumak amacıyla denizcilik alanında gelişmeye önem vermiştir. II. Bayezid döneminden itibaren Ege ve Akdeniz’de faaliyet gösteren Türk ve Müslüman korsanlar donanmanın hizmetine alınmaya başlanmıştır. Bunların en ünlüleri Kemal ve Burak reisler ile Barbaros Hayrettin Paşa’dır. II. Bayezid döneminde Kili ve Akkerman fethedilerek Karadeniz’de ve bölgeden geçen ticaret yolları üzerinde Osmanlı denetimi güçlendirilmiştir (1484). II. Bayezid döneminde Mora’daki İnebahtı, Modon,
Koron ve Navarin de fethedilmiştir (1499 - 1500). Böylece Orta Akdeniz’e çıkan Osmanlı donanması İspanya’da katliama uğrayan Endülüs Müslümanlarına ve Yahudilere yardım edebilmiştir.
Sürekli geliştirilen Osmanlı donanması Kanuni devrinde dünyanın en büyük deniz gücü haline gelmiştir. XV. yüzyılın sonlarında Akdeniz’de Osmanlı Devleti ile birlikte İspanya önemli güçler haline gelmişti. Bu dönemde Osmanlılar bir yandan İspanya’nın Akdeniz’deki etkinliğini kırarken diğer yandan Hint denizine ulaşarak Kızıldeniz sahillerindeki Müslüman bölgeleri ve kutsal toprakları tehdit eden Portekizlilerle mücadele etmişlerdir

XVI. yüzyılda Suriye ve Mısır limanlarını ele geçiren Osmanlılar Doğu Akdeniz kıyılarını da egemenlik altına almışlardır. Osmanlılar deniz ve karalardaki hakimiyetlerini sürdürebilmek için çeşitli projeler geliştirmişlerdir.
Bu projelerin en önemlileri şunlardır:
Don - Volga Projesi
Karadeniz ve Hazar Deniz’ini Don ve Volga ırmakları arasında yapılacak bir kanalla birleştirme projesidir. Osmanlı Devleti Don - Volga kanalını açmakla, Rusların güneye yayılmasını, güçlenmesini ve Türk hanlıklarına verdiği zararın önlenmesini Karadeniz’den çıkarılacak donanmayı Hazar Denizi’ne geçirerek İran’ı baskı altında tutmayı İpek Yolu’nun canlanmasını sağlamayı
Orta Asya’daki Türklerle iyi ilişkiler kurmayı amaçlamıştır.
Süveyş Kanalı Projesi
Akdeniz ile Kızıldeniz’i bir kanalla birbirine bağlayıp Hint Okyanusu’na ulaşma projesidir. Osmanlı Devleti bu projeyle;
Hindistan kıyılarını Portekizlilerin baskısından kurtarmayı
Akdeniz ticaretini ve Baharat Yolu üzerinden yaplan ticareti canlandırmayı
Güney Asya’daki Müslümanları Avrupalılara karşı korumayı amaçlamıştır.
Karadeniz - Marmara Projesi
Marmara Denizi, İznik gölü ve Sakarya ırmağını kanallarla birleştirerek İstanbul Boğazı’nın yükünü hafifletmeye yönelik bir projedir.
İlk olarak Yavuz Sultan Selim zamanında gündeme getirilen Süveyş Kanalı projesi dönemin şartlarından dolayı hayata geçirilememiştir. Kanal Mısır hidivlerinden İsmail Paşa’nın çabaları ile Fransızlar tarafından 1869’da açılmıştır.
Rodos Adası’nın Fethi (1522)
Stratejik açıdan önemli bir konumda olan Rodos Adası, Saint Jean şövalyelerinin elinde bulunuyordu. Kanuni döneminde, Fatih döneminde kuşatıldığı halde alınamayan Rodos denizden ve karadan kuşatılmış, uzun süren savaşlardan sonra 1522’de teslim alınmıştır. Rodos’un fethi ile Suriye ve Mısır deniz yolunun güvenli sağlanmıştır.
Cezayir’in Osmanlı Topraklarına Katılması (1533)
Akdeniz’de Osmanlı Devleti’nin hizmetinde görev yapan denizciler dışında kendi başına hareket eden Türk denizcileri de faaliyet gösteriyordu. Bunların en önemlisi de Hızır Reis (Barbaros) ve kardeşleri idi. Barbaros ve kardeşleri Akdeniz’de Avrupalı korsanlarla mücadele ediyorlardı. Yavuz’un da yardımını alan Barbaros ve kardeşleri İspanya işgali altındaki Cezayir’i ele geçirerek, burada bir yönetim kurdular. Akdeniz’de daha etkili bir mücadele vermek isteyen Kanuni, Barbaros’u Osmanlı hizmetine davet etti. İstanbul’a gelen Barbaros, Cezayir’in anahtarlarını da getirdi. Kanuni, Barbaros’a “Hayrettin” unvanını ile birlikte Cezayir Beylerbeyliği ve kaptanıderyalık görevlerini verdi.
Barbaros, İstanbul Tersanesi’nde yeni gemiler inşa ettirerek donanmayı güçlendirmiş, deniz kuvvetlerini Osmanlı Devleti’nin denizlerdeki uzantısı ve dış politikasının vazgeçilmez bir unsuru hâline getirmiştir
Preveze Deniz Savaşı (1538)
Barbaros Hayrettin Paşa komutasındaki Osmanlı donanması İtalya kıyılarına baskınlar düzenlemiş, Venediklilere ait bazı kaleleri ele geçirerek Osmanlıların Akdeniz’deki etkinliğinin artırmıştır. Bunun üzerine denizlerde tedbir almayı düşünen Þarlken; Venedik, Papalık, Portekiz, İspanya ve Malta’daki şövalyelerden oluşan bir Haçlı donanması kurulmasını sağlamıştır. Andrea Doria yönetimindeki Haçlı donanması ile Barbaros’un komutasındaki Osmanlı donanması Mora’nın kuzeyindeki Preveze Körfezi’nde karşılaşmışlardır. Savaş Osmanlıların zaferi ile sonuçlanmıştır.

Preveze zaferinin sonucunda;

Akdeniz’de üstünlük tamamen Türklerin eline geçmiştir.
Venedik ile bir antlaşma imzalanmıştır. Bu antlaşma ile Mora ve Dalmaçya kıyılarındaki bazı kaleler Osmanlı Devleti’ne geçmiştir.
Preveze zaferinin yıl dönümü günümüzde Donanma Günü (27 Eylül) olarak kutlanmaktadır.
Trablusgarp’ın Fethi (1551)
Şarlken, Müslümanlardan aldığı Trablusgarp’ı Malta Adası ile beraber Saint Jean Þövalyelerine verdi. Kanuni, Trablusgarp’ın fethiyle Turgut Reis’i görevlendirdi.
1551’de Trablusgarp’ı fetheden Turgut Reis buraya beylerbeyi olarak atandı.
Cerbe Deniz Savaşı (1560)
Haçlı donanması Osmanlı Devleti’nin Kuzey Afrika’daki egemenliğine son vermek isteyince Turgut Reis İspanyolların elindeki Cerbe adasını kuşattı. Piyale Paşa komutasındaki Osmanlı donanmasının yardımıyla Cerbe adası fethedildi (1560).
Malta Kuşatması (1565)
Malta’da bulunan Saint Jean şövalyelerinin Osmanlı gemilerine saldırması üzerine adanın fethi için kuvvet gönderildi. Çok şiddetli geçen savaşta Turgut Reis şehit oldu. Direniş devam edince kuşatma kaldırıldı. Malta’nın fethi gerçekleşmedi.
Sakız Adası’nın Fethi (1566)
Batı Anadolu kıyılarına yakın olan Sakız Adası, Cenevizlilerin elinde bulunuyordu. Cenevizliler buna karşılık Osmanlı Devleti’ne vergi ödüyorlardı. Cenevizlilerin vergilerini düzenli ödememeleri ve Akdeniz’deki Osmanlı donanmasına zarar vermeleri üzerine adanın alınmasına karar verildi. Piyale Paşa komutasındaki donanma Sakız’ın fethini gerçekleştirdi (1566). Sakız adasının alınmasıyla Batı Anadolu kıyılarının ve Boğazların güvenliği artırılmıştır.
Cerbe zaferi ile Batı Akdeniz ve Kuzey Afrika’daki Osmanlı üstünlüğü tartışılmaz hale gelmiştir.
Kanuni döneminde Akdeniz’de Osmanlı üstünlüğü önemli ölçüde sağlanmıştır. Kanuni’den sonra Kıbrıs fethedilerek Doğu Akdeniz’de Osmanlı üstünlüğü pekiştirilmiştir (1571).
Kıbrıs’ın alınması üzerine Avrupalılar Osmanlı Devleti’ne karşı kuvvetli bir Haçlı donanma oluşturmuşlardır.
Kıbrıs’tan dönen Osmanlı donanması Mora yakınlarında yapılan İnebahtı Deniz Savaşı’nda birleşik Haçlı donması karşısından ağır bir yenilgiye uğramıştır. (1571) Osmanlı donanmasının büyük bir kısmı yakılmıştır. İnebahtı yenilgisi Osmanlı Devleti’nin Akdeniz’deki üstünlüğünü sarsmıştır. Bununla birlikte Osmanlı donanması kısa sürede yenilenerek Akdeniz’deki fetihlere devam etmiştir. 1574’te İspanyolların elindeki Tunus Osmanlı topraklarına katılmıştır. 1576’da Fas, Osmanlı himayesine alınarak Akdeniz’deki hâkimiyet pekiştirilmiştir.
Kanuni Döneminde Hint Deniz Seferleri
Osmanlı Devleti’nin Hint Deniz Seferlerini düzenlemesinde,
Baharat ticaretini ele geçirmek isteyen Portekizlilerin Hint Okyanusu çevresindeki Müslüman tüccarlara zarar vermeleri
Gücerat hükümdarı Bahadır Þah’ın, Kanuni’den yardım istemesi
Portekizlilerin Basra Körfezi ve Kızıldeniz’e çıkışı engellemeleri ve Kızıldeniz yoluyla hacca giden Müslümanlara saldırmaları gibi nedenler etkili olmuştur.
Hindistan’a Hadım Süleyman Paşa (1551), Piri Reis (1551), Murat Reis (1552) ve Seydi Ali Reis (1553) dört sefer düzenlemiştir. Ancak bu seferlerden istenen başarı elde edilememiştir

Hint Deniz Seferlerinin sonucunda Yemen, Eritre, Sudan sahilleri, Habeşistan ve Arabistan’da Osmanlı hakimiyeti kurulmuş, Kızıldeniz yabancı güçlere kapatılmıştır.
OSMANLI – FRANSA İLİŞKİLERİ
Alman İmparatoru Þarlken ile Fransa arasında büyük bir mücadele vardı. Fransa Kralı Kuzey İtalya’da yapılan savaşta Þarlken’e yenilerek esir düşünce Kanuni’ye mektup yazarak yardım istedi. Kanuni bu isteği kabul etti ve Mohaç zaferinden sonra Fransa, Almanya’nın baskısından kurtarıldı. Bu olay iki devlet arasında yakınlaşmayı artırmış ve Kanuni devrinde Fransa’ya kapitülasyon denen ticari ve hukuki ayrıcalıklar tanınmıştır (1535). Fransızlara tanınan ayrıcalıklara göre;

Her iki ülkenin gemileri karşılıklı olarak ticaret yapmakta serbest olacaklardı.
Fransız tüccarlardan diğer ülkelerin tüccarlarından daha az vergi alınacaktı.
Fransız tüccarlar arasındaki davalara İstanbul’a gelecek Fransız hakim bakacaktı.
Osmanlı ülkesinde ölen Fransız tüccarların malları ya da Osmanlı sularında batan bir geminin mal ve eşyası Fransa’daki varislerine verilecekti.
Türk tüccarları da Fransa toprakları ve denizlerinde bu haklardan faydalanacaktı.
Kapitülasyonlar, anlaşmayı imzalayan hükümdarların sağ kaldıkları süre içerisinde geçerli olacaktı.
Osmanlı Devleti Fransa’ya kapitülasyonlar vererek, Coğrafi Keşişer ile önemi azalan Akdeniz ticaretini yeniden canlandırmayı ve Avrupa Hristiyan birliğini parçalamayı, Osmanlı gemilerinin Fransız limanlarından yararlanmasını amaçlamıştır.
Kanuni döneminde verilen kapitülasyonlar kısmen hedefine ulaşmış ancak Akdeniz ticaretinde beklenen canlılık sağlanamamıştır.
Kanuni döneminde Avrupa’da devam eden savaşlar nedeniyle I. Fransuva’ya yardım için kaptanıderya Barbaros Hayreddin Paşa görevlendirildi. Barbaros Osmanlı donanması ile Marsilya’ya ulaştı ve Nis kalesini fethedip Fransızlara bıraktı (1543). Bu gelişmeler üzerine İspanya, Fransa ile anlaşma imzalamak zorunda kalmıştır.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.