Tebrikler! Testin en başarılı üyesi Melike ÖNDER 47 puan
Öyküleyici metinlerde anlatıcının bakış açısı ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
Boş Bırak
Hafız Nuri Efendi, kapının arkasından şemsiyesini aldı, yavaşça sokağa çıktı. Neden? Bir işi mi var? Birini mi görecekti? Hiçbir işi yok. Hiç çıkmasa da olabilirdi. Ancak, çıkmış bulundu. Ayakları onu dört yol ağzına doğru götürdü. İki evin arasındaki dar aralıktan, vagonların geçtiği görülüyor! Geçti, geçti, sonra birdenbire bitti. Oooooh! Nuri Efendi, rahatsız olmuştu. Edirne’den İstanbul’a kadar gelmişsin, Sirkeci kaç adımlık yer! Şöyle yavaş yavaş, kamil kamil gitse olmaz mı? Deli gibi, sanki kelle götürüyor, diye düşündü.
Hafız Nuri Efendi, köşeye dayanmış duruyordu. Birdenbire yanında birini gördü. Kavaf Şükrü... Arka sokaktan mı çıktı?... Nuri Efendiye:
— Birini mi bekliyorsun, diye sordu.
— Yoooook…
— E duracak mısın, diye sordu
— Bilmem, duruyorum işte.
— Yoksa bir dalgan mı var?
— Yoook, ne dalgam olacak?
— Olur a! İnsan bu.
Nuri sesini çıkarmadı.
Bu hikâye parçasının dil ve anlatım özellikleriyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Boş Bırak
Kahve kalabalıktı. Bütün civar çiftliklerden kovulan ortakçılar, küme küme toplanmış şimdi ne yapacağız der gibi alık alık birbirlerinin suratına bakıyordu. Bu sessizliği Paspal Necmi’nin höpürtülü çay içişi bozdu, herkes bir anda sert bir yüz ifadesiyle Necmi’ye baktı. Necmi bu bakışlar karşısında ezilmiş başını yere eğip öylece kalakalmıştı. Hatta korkudan ne yapacağını şaşırmış, kaynamış çayı bir anda boğazından aşağı boca etmiş de gıkı bile çıkmamıştı. Kahvedekilerin asık suratları ve sessizliği adeta yere dökülmüş, üzeri çalı çırpı ile örtülmüş bir yığın barutu andırıyordu. Sanki bu adamlar patlamaya hazır bomba gibiydiler.
Bu metin parçasında kullanılan anlatım türü aşağıdakilerden hangisidir?
Boş Bırak
Ahşap evi bir haziran yağmuru altında terk edişimizi hatırlıyorum. Yıllar önceydi. Babam ölmüş, hayatta annemle yalnız başımıza kalıvermiştik. İyi gün dostları birden etrafımızdan çekilmişler, bizi kendi felaketimizle baş başa bırakmışlardı. Parasız, üzüntülü, bezgindik. Henüz ilkokul öğrencisi olduğum halde evin erkeği gibi düşünüp davranmak zorunda kalmıştım. Birkaç gün içinde beş on yıl yaşlanmış gibiydim. Sanki hayat bir tokatla beni çocukluktan uzağa fırlatmıştı.
Bu parçanın dil ve anlatım özellikleri ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Boş Bırak
Bu teknik öyküleyici metnin hayatı birebir yansıtamamasının bir sonucudur. Çünkü hayatın olduğu gibi kopya edilmesi durumunda öyküleyici metin, kurgusal bir eser olmaktan çıkar. Bu nedenle öykülemede örnek alınan yaşam sahnesi üzerinde bazı değişikliklere gidilmesi, gereksiz ayrıntıların silinmesi, dolayısıyla esere daha derli toplu, öz bir görünüm kazandırılması gerekir.
Bu parçada sözü edilen öyküleyici anlatım tekniği aşağıdakilerden birisidir?
Boş Bırak
Küçük salonun fes renginde kalın ve ağır perdeli penceresinden dışarısı muhteşem, parlak bir suluboya levhası gibi görünüyordu. Saf mavi bir sema. Çiçekli ağaçlar, cıvıldayan kuşlar, uyur gibi sessiz duran deniz, karşı sahilde mor, fark olunmaz sisler altındaki dağlar, korular, beyaz yalılar ve bütün bunların üzerinde uçan martı sürüleri... Pencerenin önündeki koltuğa gayet zayıf, gayet sarı, gayet ihtiyar bir kadın oturmuştu. Bahara ve hayata dargınmış gibi arkasını dışarıya çevirmişti. Sönmüş gözleri köşelerdeki gölgelere karışıyordu.
Bu parçada aşağıdaki anlatım biçimlerinden hangisi kullanılmıştır?
Boş Bırak
Hayat sürüp gidiyor. Evlerimiz üzerinde durmadan değişiyor bulutlar. Bunu yapıyorum, şunu yapıyorum, sonra yine bunu; arkasından şunu. Buluşarak, ayrılarak değişik biçimleri bir araya getiriyoruz, değişik düzenler oluşturuyoruz. Ama bu izlenimleri tahtaya çakmaz, içimdeki bir sürü adamdan bir tek adam yapmazsam, uzak dağlardaki kar çelenkleri gibi parça parça değil de burada ve şimdi var olmazsam, bürodan geçerken Bn. John’a filmleri sormaz, çayımı almaz, en sevdiğim bisküviyi de kabul etmezsem, kar gibi döküleceğim, harcanacağım.
Bu parçada yazar aşağıdaki öyküleme tekniklerinden hangisini kullanmıştır?
Boş Bırak
Yine birlikte oynuyor, okuldan eve birlikte dönüyorduk. Bir gün hava çok sıcaktı. Büyük Hoca, bize yarım günlük tatil verdi. Tıpkı perşembe günü gibi... Mıstık’la sokağın tozları içinde yavaş yavaş yürüyorduk. Ben terimi silemediğim için yüzüm sırılsıklamdı. Büyük, geniş bir yoldan geçiyorduk. Kenarda yığılmış bir duvarın temelleri vardı. Birdenbire karşıdan iri, kara bir köpek çıktı. Koşarak geliyordu. Arkasından birkaç adam kalın sopalarla kovalıyorlardı. Bize, “Kaçınız, kaçınız, ısıracak!” diye bağırdılar. Korktuk, şaşırdık. Öyle kaldık. Önce ben biraz kendimi toplayarak “Aman, kaçalım!” dedim. Gözleri ateş gibi parlayan köpek bize yetişmişti. O zaman Mıstık “Sen arkama saklan!” diye haykırdı.
Bu parçada aşağıdaki anlatım biçimlerinden hangisi kullanılarak oluşturulmuştur?
Boş Bırak
Gümrükte memurdu. Elli elli beş yaşlarındaydı, epey hantal ve iri bir vücudu vardı. Oldukça garip bir şekilde giyinir kuşanırdı. Tepesi dımdızlak açıktı fakat yanlardan uzayan beş on tel saçla başını pek itinalı bir şekilde örtmesini bilirdi. Her gün sinekkaydı tıraşla gelirdi.
...
Günlerden bir gün masasına kocaman bir defter açmış bir şeyler yapıyordu. Bir aralık odacı girdi ve kendisini yukarıdan çağırdıklarını söyledi.
Bu parçada aşağıdaki anlatıcı bakış açılarından hangisi kullanılmıştır?
Boş Bırak
Bir fotoğrafçı, makinesini objektifini çıkarıp yerine bir at gözlüğü takmak suretiyle, çeşitli resimler çekmiş. Bu resimlerden anlıyoruz ki eşya ve insanlar, at retinasında gerçekte olduklarından yarı misli daha iri aksediyorlarmış. Gerçekte olduklarından dedik, bize göründüklerinden demek daha doğru olur. Çünkü bizim de eşyayı gerçek büyüklükleriyle görüp görmediğimiz ayrı bir meseledir.
Bu fotoğrafçının buluşuna dayanan bir bilgin de çıkmış, “İşte!” diyor. “Her şeyi böyle olduğundan daha büyük görüş, hayvanda bir aşağılık duygusu yaratmış ve onu daha ilk çağlardan itibaren insanın hizmetkârı seviyesine indirmiştir.”
Fotoğrafçının denemeyi nasıl bir at gözüyle yaptığını bilmiyoruz ama bana öyle gelir ki bilim adamının hipotezi olsa olsa sütçü, sucu, çöpçü beygirleri gibi alnının teriyle çalışanlar için geçerlidir… Has ahırlarda bin bir itinayla yetiştirilenler, imkân var mı insanları olduğundan büyük görsünler. Büyüklüğü geçtik, tam ebatta bile göremezler. Onlar insanları dürbünün tersinden seyreder gibi küçük, küçücük görmeğe çoktan alışmışlardır.
Bu hikâye parçasında aşağıdaki anlatım tarzlarından hangileri kullanılmıştır?
Boş Bırak
Testi Paylaş:

İlginizi Çekebilecek İçerikler:

Yorum Yaz